ATASÖZLERİ

15/1/2008

KONUK DEFTERİNE GİRİŞ

ATASÖZLERİMİZ

Çiğnenen sakkız tez çürüyer
Pehlivan güleşte belli olar
Vuran oğul atıya bakmaz
Yaz gününün yağışı, ermeni arvadın doğuşu
Lotuynan gezen Lotu olar
Allah dağına bakar kar verir, bağına bakar bar verir
At ölür tayı kalır, namerdin neyi kalır
Derdini vaktinde ağla
Ağlamayan uşağa papa vermezler
Kalkan öküz yatan öküzün başına pisler
El elinden gül derme, öz elinnen diken yon
İnsaf dinin yarısıdır
Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren az olur.
Sevildiğin yere çok gitme
Hesabini bilmeyen kasabın elinde kalır masat
Kız bibiye, oğlan dayıya benzer
Deli kuyuya bir taş atti, kirk akilli inandı
Arvat erini rezil de eder vezir de
Eşek kanır at yiyer
Herkes kendi evinin kıblesini bilir
Akıllı düşünene kadar, delinin oğlu olur
Garga nedir gaziği ne ola, pire nedir büzüğü ne ola
Taş yerinde ağırdır
Ersiz arvat yularsız ata benzer
Yumurtana göre gıgılla
Yapı taşı yerde kalmaz
Tavuk su içer Allah''a bakar
İtinen çuyala girilmez
İt korktuğu tarafa ürür
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
Desinler ki haçonun hançeri var.
Yetimi döveceğine üstünü cır
Yatan aslandan, gezen tilki iyidir
Ayının yüz oyunu bir armudun başınadır
Gönlü balık isteyen soğuk suda ıslanır
Kendine umaç uvalamıyor, ele kesme kesecek
Herkes sakız çiğner, ama kurt kızı tadını çıkarır
Dereden geçerken at değiştirilmez.
Dırdırcı kadın adamın ömrünü yer
Herkese yanaşan köpek, kapı beklemez
Bir malın başında sahibi gerek.oğlu da değil babası gerek
Puharının eğriliğine bakma, dumanın düz çıkmasına bak
A

GİYİM KÜLTÜRÜ

15/1/2008

KONUK DEFTERİNE GİRİŞ

 

 

KARAPAPAKLARDA GİYİM KÜLTÜRÜ
Bölgenin giyim kültürüne etki eden en önemli faktör mevsim koşulları ve adet , ananelerde gelen ve farklı toplumla olan ilişkiler.
Dikkat ederseniz kültürlerin oluşumda etkili olan unsurlar giyim, kuşam kültürün dede ön plana çıkmaktadır. Giyimlerin modellerine ve kumaşın cinsine
dikkat ettiğimizde bahis gecen unsurların etgillerini açıkça görünmektedir. Örneğin:
Giysilerin kalın kumaştan olması kışının ağır olmasındandır. Çeşitli motif ve model-
ler geçmişten günümüze ulaşan adet ve ananelerin izlerdir.
Kalın giysileri giymek, doğa olayları karşısında direnmek ve sağlıklı yaşamak için dir.Model ve motifler ise geçmişe sadık kalmadır.
Genellikle giyisiler de süsleme sanatı kullanılır. Bu aksesuarlarda kullanılan desenler tipik Türk motifleridir. .Kıyafetlerin dizayn yapılınca el emeği ve göz nuruna ağırlık verilir.El emeğinin daha alımlı daha zarif olması giysiyi daha kıymetli kılardı.
BAYAN KİYAFETİ
Bayanların kıyafetlerini tanımaya çalışalım. Tanıtımı baştan başlayarak ayağa doğru yaparsak daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.
ÇENBERE: Çemberin iskeleti, şimdiki gelinlerde kullanılan tacın iskeletine benzer. Daire şeklideki çembere çeşitli renkteki kumaşla süslerler. Çembere gılavatınla,renge,renk vallalarla bezenirdi.Çembere hazır.
VALA: İrili ufaklı etrafı püskülü ipeksi başörtüsü.
GÜLAVATIN: Üç,beş santimetre genişliğinde altın renginde madeni ipliktir
çok sık ve itinalı bir şekilde örülmüş nakışlama ve desenleme aksesuar ürünüdür.
DİNGE: Gelinlerimiz, kızlarımız tam olarak alınlarının dolusu yanı zülüflerinin arasına yine gülavatının üzerine küçük altınlar dizerlerde bunu da alınlarına bağlarlardı
Çok mükemmel kompozisyon oluşurdu.
KALAĞEY: Bayanların başlarına bağladıkları büyük başörtüsü.
KEZME: Tam olarak bayanın anlına sıkılan renkli küçükbaş örtüsü.
Üç etek beş etek kaftan(Elbise) yapılır çeşitli kumaştan. Etekler sanki yüce dağlarının çiçekleri gibi renk cümbüşü oluşturur.
GURDUŞKA: Kalın kumaşla yapılır astarı ve ceplidir yarım elbise..
ARĞALIK:Yakasız kabana benzer.Ama son derece şatafatlı olur.:Yakadan başlayarak her tarafı gülavatınla süslenir.Derme ve nakış nakış işleme işlenir.Kullanılan motifler eski Türk Süsleme sanatı motifleri kullanılırdı .motifler yiğit-
lik,mertliği simgeleyen desenlerin yanında narin ve güzel kuşların kafalarının şeklini
tavuz kuşu gibi alımlı kuşların kanatlarının tüylerinin zarefetleri itina ile işlenirdi.
KAFTAN:Boydan tek parça elbise.
Kaftan eski devirde etek sayısı ile isimlendirildi.Buda kullanılanılan kumaşın miktarı ile adlandırıldı.Örneğin:Dört etek.beş etek gibi.Kaftan(Elbise)kollu diz altına kadar inerdi etekleri geniş bol olurdu.Özellikle,dağların,bağların renga,renk çiçekleri
in tüm görükemini,ihtişamını yansıtırdı.bir ahenkle süzülüp giderdi analarımız,
Çorap malumunuz hem hava koşuları hemde o zamanın olanaklarına göre yün
le yapılırdı.Yün önce yıkanır kurutulur tarandıktan sonra teşi veya cehre ile eğirilir çağla(Şişle)örülürdü özenle dikkatla yine Türklere özgü motiflerle bezerler çorapları,
Çorap nakışının ilginç bir öyküsünü anlatırlar bölgede.Her motifin,her nakışın bir ismi vardır,
Gelin boğan adlı bir nakış vardır kı zormu,zor eve yeni gelen gelin yavuklusuna kış hazırlığı için çorap örmeye hazırlanan geln,bin türlü hevesle başlar örmeğe örer ama
nakış yapma zamanı gelir etisi derki .Gelinin eline eski bir çorap tutuşturur derki.
-Al bu nakışı erinin çorabına nakışlader.
Aksilik buya gelin bu motifi hiç bilmiyormuş.Gelin kendisine yediremiyerek alır.
Zavallı gelin gecesini gündüzüne katmasına rağmen aslına uygun olmuyor bir türlü
olmuyor,olmuyor.
Gelin bu olayı onur meselesi yaparak,iple intahar etmiştir.Motifin adı o gündür bu gündür adı gelin boğan olarak kalmıştır.
Ayakları hayvan derisinin en iyi terbiye edileninden yapılan papuçtur(Çarığın daha emekle ve zarafetle yapılandır).Tamamı emeğe dayanan bu güzüde giyisileri
sevip ve saygı besledığınız bir bayanın üzerinde tasafur ediniz.
Eğer bu giyisileri yakınan görmek isterseniz .
Damal Bebeklerini günümüze taşıyan Bacımıza çook teşekkürler.
Saygı değerli DOSTLARIM bu giyisilerimizin motifleri çok ünlü modacıların krasıyonlarında görürsünüz.Tabi ki tanıyorsanız. Beğenimizi kazanır kıpta ile izleriz.Hatta çok çeşitli defilerde bizim kültür değerlerimizin esintiler bulaçaksınız.
ERKEK KİYAFETİ
Erkek kiyafetlerinde de atalarımızın kullandığı giyisilerin yapısına raslamak müm-kündür.En belirgin özellikler ise doğaya karşı direne bilmek için kalın kumaşlar ter -cih etmişlerdi.
PAPAĞ:Erkekler kafalarına giydıkleri kuzu ve ceylan derisinden dikilen araçtır.
Deriler özenle seçilir ve terbiye edilirdi.
Şekli,kafaya geçirilen kısım kafanın ölçüsünde yapılır,20-25cm yükseklığinde
alttan yukarıya doğru genişliyordu.Tercih edilen siyah rekli derileridi.Kökenimizin
KARA PAPAK isminin burdan geldiği bazı kaynaklarda görülmektedir.
ÜSGÖYNEĞİ: (Gömlek-Fireng göynek) Yakasız üç düğmeli kolları uzun bilekleri düğmeli, genellikle siyah renkli olurdu.
FAYKA(Kazak):Koyun yününden elle örülürdü. Kollusuda, kolsuzusuda örülürdü.
AVCI YELEĞİ: Kolsuz bel üstüne kadar iner ön kısmı sekiz düğmeli karşılıklı cepli
arka kısmı kemerli ve tokalı olurdu.
KÖSTEK. Cep saatına gümüşten yapılan kalın zincir, yeleğin ceplerine konulan
saatin ihtişamını artırmak.
ARĞALIĞ: Yakasız paltoya benzer, dize kadar inerdi. Yünlü kumaş veya çuhadan yapılırdı.Belden kemer veya kuşakla bağlanırdı.
KURŞAĞ:Bele bir kaç tur sarılan yünden örülen kaşkol.
Silahlarını kurşağlarına koyarlardı.
ŞALVAR: Bu giyisidede mevsim koşulları düşünülerek yün örme kumaşlar kullan-ılmıştır.İki tür pantulon modeli giymişlerdi.Başlıklı kemerle bağlanan paça kısmı iple
büzgülü geniş pacalı pantulonlar. Kilot pantulon:bilek tarafı yukarı doğru diz altına kadar düğmeli tabi sıkı olurdu,dizden yukarı geniş ve ceplidi.Hatta dizleri püsküllüsüde yapılırdı.Atalarımızın hayatı at üstünde gectığı için kilot pantulonunu da-ha çok kullanmışlardı.Çünkü:Biniciler daha rahat eder kilot pantulonda.
ÇORAP:Koyun yününden örülürdü.Analarımızın kızlarımızın maharetleri ön plana
çıkardı çorapların dokunuşunda ve işlenen nakışlarda.Çoraplar diz altına kadar çıkardı,kamanan bağlanırdı çoraplar.
ÇARIK:Büyük baş hayvanların derisi çok iyibir şekilde işlenerek yapılırdı.
KÖRÜKLÜ ÇİZME:Üç, beş körüklü olurdu genellikle at binerken giyilirdi.
Değerli dostlar bu güzüde değerler uzun yılların birikiminin sonunda kullanıl
mıştır.Dahada önemlisi günümüzde moda diye bizlere sundukları çoğu giyisiler
Atalarımın kültür ürünleridir.Malesef ufak defek değişiklikler yaparak bizim değerler-imize sahip çıkarak yine kendimze ihrac ediyorlar.Kendi silahımızla bizi vuruyorlar.
Ufak defek değişiklerle bizim kültürümüzün üzerinde baskı unsuru olmaktalar.
EĞER BİZLER BU KÜLTÜR VARLIKLARIMIZI BİLİMİN IŞIĞINDA MANTIĞIN REHBERLİĞİNDE VE AKLIN YOLUYLA GÜNÜN KOŞULLARINA GÖRE YENİLİĞE
ACIK TUTA BİLİRSEK LAIK OLDUĞU YERLERE GELECEĞİNDEN HİÇ ENDİŞEM YOKTUR.
İlgi duyup aklın süçgecinden geçiren DOSTLARA saygılar sunarım.
Katkı koymak isteyen kardeşlerime şimdiden kucak dolusu sevgiler.

cildirlikarapapak


YEMEK KÜLTÜRÜ

15/1/2008

KONUK DEFTERİNE GİRİŞ

 

             MAFIŞ

KARAPAPALARIN YEMEK KÜLTÜRÜ
Karapapakların yemek kültürü,kültürlerin oluşumunu sağlayan,değerleinin etkili olduğunu görmekteyiz.
Yemeklerin ana ürünü yaşanılan çoğarafyada yetişen,ürünlere bağlıdır.Onan dolayı,ana yemekleri temeli ete dayanmaktadır.
KAVURMA:Besledikleri hayvan kesilir kışlık için kavurma yapılarak tenekelere basılarak kışın tüketilir.Bu tür yemeği yazım sac arasında yapalar. BOZBAŞ:Sade eti iri doğrayarak yaptıkları yemek. TANDIR KEBAP: Etler iri doğranır, bır şişe dizilir,kor haline gelen tandıra sallanarak akkor halinde ki tandırda pişer.Çok makbul sayılır. KÜLBASTI KEBAP;Kor haline gelen ateşin üzerine etlertuzlanarak serilir.

oluşan karışımdan konur. Üçgen şeklinde katlanarak uzun uçları biraraya getirilir. Katlanan mantılar kaynayan tuzlu suya atılır. Bir iki taşım kaynadıktan sonra pişip pişmediği kontrol edilerek tencerenin altı kapatılır ve yapışmaması için üzerine soğuk su dökülür. İki ayrı tabağa alınan mantılardan birinin üzerine sarımsaklı yoğurt, diğerine de ceviz serpilir. Üzerlerine kızdırılmış


HANGEL : Karapapaklarda hanger çolsevilirr. . Hangeli sevmeyen terekeme yoktur. Kars yöresinde çok yaygındır.Karapapakların olduğu her yörede yapılır. Birkaç farklı şekili vardır. En yaygın olanı boş hamur yaprakları ile yapılanıdır. Hamuru mayasızdır. Hamurun açılmamış her bir topağına künde adı verilir , bir kündeı bir kişiyi doyurur . Hamurun en büyük özelliği sert açılmasıdır. Hamur hazırlanırken her künde için birer adet yumurta kırılır ve bir miktar tuzlu su ile sert bir kıvamda yoğrulur. Hazırlanan hamur bir süre dinlendirilir , yufka şeklinde ince olarak açılır ve kareler şeklinde kesilir. Kaynar suda haşlandıktan sonra süzülür ve yayvan bir kaba ,ncecikce serilir. Üzerine sarımsaklı kurut(Kurutulmuş yoğurt) ve üzerine dökmek için soğan ve tere yağla sos yapılır, dökülerek servis yapılır. Bekletilmeden ve soğutulmadan yenmesi gerekir. . . Kurut hangele farklı ve kendine has bir lezzet verir.Sos için bir önemli bir nokta da kullanılan tereyağının saf tereyağı olması ve içinde kavrulan soğan parçacıklarının ne yanık tadı ne de çiğ soğan tadı vermeyecek şekilde kavrulmuş olmasıdır. Hangel üzerine dökülen bu zengin sos o kadar lezzetlidir ki sini üzerinde bir arada yenildikten sonra kalan sos karışım genelde gençler ve çocuklar tarafından ekmek ile sıyrılır.
Bu sosa kele coş denilir.Çok lezzetlidir
Hangelin bir diğer hazırlanışı ise dövülen et ile yapılanıdır. Yaprak halinde açılan künde 5 cm.uzunuğunda kare şeklinde kesilir,dövülen etle karelein içi doldurulur ağzıkapatılır.kaynatılarak pişirilir. Üzerine aynı soslar konulur. Yapılan bu yemeğe Etli Hangel denir. Aslında Hangel yemeğinin orijinal hali budur. Bunlarla beraber , terekemeler Kayseri’de yapılan mantıya benzer, fakat daha büyük olan , açılan yufkanın içine daha önceden hazırlanan et karışımının konulduğu , mantı yemeğini de yine aynı soslarla Hangel adı altında yaparlar
FESELİ : Önemli bir terekeme hamur işidir.Una su, maya, tuz konur, katı hamur yapılır. Hamur kabarsın diye 1-1,5 saat bekletilir. Sonra hamurdan yuvarlak parçalar yapılır ve 0,5 mm kalınlığında açılır. Hamurun üzerine yağ sürüp 5-6 kat birbirinin üzerine konur. Üçgenler kesilir sigara şeklinde sarılır. Sonra bunlar halka şekline getirilir. Böylece çapı 10-12 cm, kalınlığı 1.5-2 cm olacak şekilde feseli şekline getirilir. Daha sonra feselinin her iki tarafı yağda kızartılır. Feseli sofraya verildiğinde yanında bal da konur yada üzerine pudra şekeri serpilir. Feseli hem sıcak hem de soğuk olarak servise sunulabili
FETİR: Mayalanmış hamurun, yufka seklinde açılarak doğrudan sacın üzerinde pişirilmesidir. Yağlanarak veya kuru olarak yenir. Yufkadan kalın lavaştan ince olduğu için yöremize özeldir.
KAYGANAK: Bilinen yağda yumurtadır. Tek özelliği seçilen yağın saf , ateşte köpüren yağ olmasıdır. Dışarıdan ithal edilen omlet , bizde kayganak adı ile Karadenizde ve Kuzey İç Anadolu’da Kaygana adı ile , peynirli , domatesli ve sade olarak yüzyıllardır tüketilmekted
HAŞIL : Haşıl yapılırken ince yarma önce bulamaç şeklinde pişirilir. Sonra ortası havuz gibi açılır ve üzerine tereyağı konur. Çevresine ise sarmısaklı yoğurt gezdirilir. Haşıl ortasına açılan yağ havuzu nedeni ile ayrı tabaklara bölünmez ve tek bir kaptan yenir.

HELVA : Un, yumurta, süt ve su ile hazırlanan hamur önce elde ufalanır. Rengi hafif kırmızı oluncaya kadar kavrulduktan sonra içine ceviz katılıp üzerine soğuk şerbet gezdirilip servis edilir.

KAYMAK HELVASI : Yukarıda anlatılan helvanın içine kaymak atılarak pişirilen helvadır. Rengi kaymaktan dolay daha koyu ve kıvamlıdır.

ERİŞTE PİLAVI : Evde kesilen erişte ve yeşil mercimekle hazırlanır. Önceden haşlanan yeşil mercimek, erişteyle bir taşım kaynatılıp süzüldükten sonra yağlanmış tencerenin tabanına patates dizilir, üzerine mercimekli karışım konur. Son olarak üzerine kızdırılmış yağ gezdirilir ve patatesler kırmızı renk alıncaya kadar pişirilir. Ters çerilip servis edilen bu yemek, kimi zaman patates yerine lavaş ekmeği ile de yapılır.

ERİŞTE ÇORBASI : Yine evde kesilen erişte mercimek ile birlikte tıpkı diğer hamur çorbaları gibi pişirilir. Servis yaparken üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür.

KATMER: Katmer yapılması oldukça zahmetli bir tür börektir. Normal hamur mayalanır hamurun ekşimesi beklenilir. Daha sonra hamur, yufka seklinde açılır ve yufkalar beşerli olarak,aralarına yağ sürülmek kaydıyla rulo yapılır. Ve tepsinin ortadan başlamak kaydıyla, kıvrımlı olarak sarılır, tepsi düzeltilir. Üzerine yumurta sarisi sürülerek fırına verilir


Leman1_2KETE: Kete de önemli misafirlere ikram için hazırlanan bir terekeme yemeğidir.Kete hamuru da katmer gibi normal ekmek hamurudur. Ancak mayalandıktan sonra fazla bekletilmez. Hamur yine yufka seklinde açılır. Bu arada daha önceden açtığımız yufkanın içine konulmak üzere, yağda un kavrularak “İç” dediğimiz kete içi hazırlanır. Hazırlanan bu içten, açılan yufkanın arasına bir miktar konur ve yufka oval olarak sıkı ve güzel bir seklide içe doğru kapatılır.
GAGALA : Normal hamur mayalanır bir süre bekletilir Yöresel değimle “Hamurun ekşimesi” beklenilir. Daha sonra bir miktar hamur (Künde) ortası delinerek elips biçimde şekillendirilir. Yağlanmış tavaya 5-6 tane dizilen gagalalarin üzerine yumurta sarisi sürülerek fırına verilir. Köyde ise ocak (Şömine) üstüne dört adet demir çubuk konur. Bunun üzerine tepsi konduktan sonra, tepsinin üzerine sac ters çevrilerek kapatılır. Ters çevrilmiş diş büken sacın üzerine ise, demir hare kapatılarak içine tezek koru konur. Ateşte pişen yiyeceklerin daha leziz olduğunu anımsatarak afiyet olsun diyoruz...
NEZİK : Hamur su yerine kaymakla yoğrulur. Lezizliğini de zaten ilk burada kazanır. Biraz bekletilen hamur, fazla büyük olmamak kaydıyla ve birazda kalınca yufka biçiminde açılır. Açılan yufkalar doğrudan ters çevrilmiş sacın üzerinde, ters düz edilerek pişirilir. Teflon tavada yapılabilir. Afiyet olsun..
KUYMAK: Önce bir tavaya kaymak konulur ve işitilir. Daha sonra alabildiği kadar Mısır unu (Cadı unu) veya buğday unu konularak sürekli bir biçimde karıştırılır. Biraz su dökülerek karıştırılamaya devam edilir. Ta ki kaymağın yağı çıkıncaya kadar, yağ çıktığı zaman yenmeye hazırdır. Afiyet Olsun
HASUDA : Hasuda tatlı bir yiyecektir. Önce şerbet hazırlanır. Şerbetin içine çok az un atılır ve çırpılır. Daha sonra tavada yağ işitilir ve içine hazırladığımız şerbetle un dökülerek karıştırılır. 5-10 dakika böylece ateşte pişirildikten sonra hazır olan hasuda yenmeye hazırdır. Afiyet olsun..
PİŞİ: İsteğe göre, süt veya su ile mayalanarak yoğrulan hamur, biraz bekletildikten sonra, elle hafif ekmek boyutuna getirilinceye keder çevrilir, yuvarlak hamur kızgın yağa atılarak kızarıncaya kadar pişer.
MAFİŞ: Mafişin hamuru da pişi gibi hazırlanır, yalnız mafiş baklava dilimi olarak kesilir ve ayni şekilde kızgın yağa atılarak pisirilir.
LOKMA: Lokma hamuru da süt veya su ile yoğrulur, fakat lokmanın hamuru pisi ve mafişten farklı olarak daha akışkandır. Yemek kası ile bir miktar alınıp kızgın yağa atılarak pişirilir. Peynir veya bal, reçel gibi tatlılarla da yenel,r.
PİTİ : Nohut ,yağlı et ve renklendirici sarı kök.Küçük güveçlerde fırında bişirilir.

 


KESME ÇORBASI: Açılan yufka üçe veya dörde bölünür. Bu parçalar üst üstü konarak tel kesilir. Makarna seklinde kesilen parçacıklar kaynamış suya atılarak pişirilir. Bu arada ince ve uzun olarak yuvarlatılmış hamurdan küçük parçalar kesilerek kızgın yağda kavrulur. Pişen kesme çorbasına bu parçacıklar atılarak servis yapılan çorba, yoğurtla oldukça leziz bir tat alır
EKMEK AŞI:Ekmek küçük parçalara ayrılır bir kapta toplanır üzerin sos yapılır afiyetle yenir.
KAZ ETİ biggrin.gif eğişik şekilde yapılan kaz yemekleri yapılır
.

Hedik: Hedik’e Şahseven – Elseven Türkmenleri aşure de demektedirler.

Aşurenin bu Türk bölgesinde yapılışı Anadolu’daki aşurenin yapılışının

aynısıdır. Her nedense bu bölgede ismi hedik olarak geçmektedir.

Eğirdek: Bu yiyecek süt ve undan yapılmaktadır. Hazırlanan hamur lüle

şeklinde kıvrılır ve üzerine şeker tozu dökülerek yenilir. İsmini hatırlamamakla

birlikte 1940 lı yıllarda bu yiyeceğin Kars’ta yapıldığını hatırlıyorum.

.

Kelle: Kelle bir avuz yemeğidir. Avuz (hayvanın ilk birkaç günlük sütü

olup Anadolu’da da bu isimle tanınır) bir kaba dökülür, ateşte ısıtılır. Avuz –süt,

kalıp gibi sertleşir. Kafkasya’da bu sertleşmiş avuza gumus denir. Avuzun üzerine

Anadolu’da olduğu gibi güney ve kuzey Azerbaycan’da da toz şeker dökülerek

yenilir. Kars yerel ağzında kelle, iri büyük ezilmemiş kalıp halinde demektir.

Kelle soğan, dilimlenmemiş rendelenmemiş soğan anlamındadır. Kelle şeker, toz

olmayan şekerdir.

Bulama: Bulama Kars ve Iğdır’da da bu isimle tanınır sütten yapılan

bulama sütün ateşte kaynatılması ile hazırlanır. Yöre Türkçesi ile “bulama sütten

düzeler od üzere gaynatılar”

Haşıl: Haşıl bölgede yapılan helva türünden bir yemektir. Haşıl’ın buğday

unundan yapılan hamuru hazırlandıktan sonra bu hamura bol veya şeker ilave

edilir. Türkiye’de aynı isimle tanınan bir yemek ince bulgurla hazırlanır ve süt

veya yağla birlikte yenilir. Bulgurdan yapılan bu tür haşıl Kafkasya’da da

yapılmaktad Diş Hediği: Türk Dünyası’nın bir çok yerinde olduğu gibi, çocukların ilk

dişi çıkınca yapılır. Diş hediği, buğday, nohut, fasulye ve mercimekten yapılır.

Türkiye ve Kafkasya’da bu karışımın içine kuru yemiş katıldığı da olur. Hedik,

Kafkasya’da sair zamanlar yenilmek üzere de yapılıGorma Sebze: Bu yemekte Güney Azerbaycan Türklerinden Giresunlular,

Karapapahlar, Şahsevenler, Beydilliler ve Afşarlar arasında yaygın bir yemektir.

Kavurma et ile sebzenin karıştırılarak kavrulmasıyla yapılır

Sütlaş / Sütlaç: Türkiye’de olduğu gibi süt, pirinç ve şeker karışımı ile

hazırlanan bir tatlıdır.

Yarma Aşı: Yarma Aşı nohut, pirinç ve yarmadan yapılan bir aş türüdür.

Kars, Ardahan ve Iğdır’da da bu isimle bilinir

Bastırma Kebap: Bunun diğer adı terbiyeli kebap’dır. Bastırma kebap

yapılacak olan eti yumuşatmak için et elma veya üzüm sirkesine yatırılır.

Boyuna doğranmış soğan ve kekik otu ile terbiye edilir.

Kaburga Kebapı: Malzemesi, hazırlanması ve pişirilmesi Türkiye’deki

ile aynıdı



 Lüle Kebabı veya Dövme Kebabı: Tamamen Türkiye’deki Adana kebabı

gibidir. Acılı ve acısız olarak hazırlanır. Yufka, lavaş, Türki Çörek arasında

yenilir.

Tike Kebabı: Türkiye’de parça etle yapılan kebabın tamamen aynısıdır.



Bağırsak Kebabı: Koyun ve kuzunun şirin bağırsak kısmından yapılır.

Kokoreçten oldukça farklı bir yapılış tarzı vardır. Bağırsak şişe dolandırılarak

yapılır, şaşlanmış işkembenin parçalanarak şişte veya közde pişirilmesi ise, kalın

karta olarak bilinen ayrı bir yemektir. Türkiye’de Karapapah Türkleri arasında

yaygındır.



 

 

 

 

 

TANDIR KEBABI

DÜĞÜN ADETLERİ

15/1/2008

KONUK DEFTERİNE GİRİŞ

 

DÜĞÜN GELENEĞİ
Düğün geleneği denilince, aklımıza ilk gelen kutsal olarak
kabul ettiğimiz evlilik müessesi gelir.
EVLİLİĞİN GERCEKLEŞMESİ İÇİN GEÇEN DEVRELER
1.Kız beğenme.
2 .Kız isteme, şirinlik.elcilik(Nişan).
3.Nişanlılık.
4.Nişanlılık.
5.Kesim kesme(Düğün tarihi, düğün hazırlıkları.)
6.Düğün.
KIZ BEĞENME
Kız isteme serüveni; Kızın evlenecek erlerle tanışması ile başlar.
Tanışmanın ilk safhası düğünlerde, su yolunda,yaylada, sağda solda
Görmekle başlar. Erkek kızın dikkatini çeke bilmek için bir sürü korlar
yaparlar, hiç bir fırsatı kaçırmazlardı. Kızın dikkati çekildikten sonra, eğer
olumlu sinyaller alınırsa ataklar başlar. Aracı bayanlar aracılım ile kızın
Ailesine yanı kızın en yakınına aktarılır. Bu olay kızın annesine, babasına
ulaştırılır. Aile için de beyin fırtınalar oluşur. Bu değerlendirme dikkat et-
tikleri hususlar.
Bu halk deyimi kız almada ki kıstaslardan biri.
" KENARINA BAK BEZİNİ AL, ANASINA BAK KIZINI AL"
A-Damat adayının dürüstlüğü.
B-Çalışkanlığı,
C-Alışkanlıkları.v.e. araştırmalar yapılır.

Tabiî ki,aracılar dur durak vermeden git gel yapmaktan usanmazlar.
Bu arada kızla oğlan konuşma olanakları bulurlar. Eğer kabulse aile içinde
ki görüşmelerin sonunu bekler.Her ne olursa olsun nihaiyi kararı kız ver
Aile meclise inin kararı sonuçlandıktan sonra, evleneçek kıza danışılır. Kızın
kararı asildir, ayır derse aracılara bildirir iş biter.Eğer evet derse,yinede aracı
işbaşında,aracı oğlan tarafına haber verir kabul ettiler,kızı veriyorlar dır.Ve
hediye verirler.Buna müjde denilir.,Artık elcilikte,
KIZ İSTEME-ELCİLİK-ŞİRİNLİK(NIŞAN)
Bir heycan, bir telaştı başlar oğlan evinde.Çünkü: Elçiliğe gidilecekti.Yak-
ın akrabalar ve iki tarafında çok sevdiği insanlarla kız evine gitmek için toplan
ır.Özellikle, akşam üstü gidilir.Kız evide misafir gelecek diye hazırlıklar yapılırdı.
Daha tertiple düzene karşılamak için gelin adayı daha heyecanlı.
Artık misafirler yolda,misafir sahibi tetikte kız evine gelindikten sonra hoş
beş yapılır.Sağdan soldan sohbetlerle çaylar,kahveler içilir gece ilerledikten
sonra damat adayının babasının heyacanı artar ve dayanamaz konu açılr,
Bu kısımda karşılıklı konuşmalar başlar sizlere konuyu daha iyi anlata
bilmem için olayı dramatize etmeğe çalışacağım.
Kız ve damat tararlarının kahramanlarını belirlememiz gerekmektedir
daha anlaşılır olması için.
Damat tarafı:
Ahmet dayı-Damadın babası.
Hasan amça-Damadın amcası.
Ekrem Bey-Damadın dayısı.
Kız tarafı:
Memat day ıKız babası
ALI DAYI: Kızın dayısı
Musa.Kişi.:Kızın dedesi
Evet artık beklenen zaman geldi,herkes toparlandı düzgün oturup pür dikkat
ne konuşulacağını merak etmeye başladılar.(KAPININ ARASIDA DAMADIN
EVİDE HAREKETLİ VE HEYACANLI BİR BEKLEYİŞ
SÜRER. NE HABER ÇIKAÇAĞINI MERAK EDİYORLAR.
-Ahmet Dayı:Mehmet hiç sormuyorsun neye geldiniz.?
-Mehmet DAYI:Ahmet efendi o ne demek konağa neye geldiniz diye sorulur mu?
Hasan Amca:Ama konağı bu saati kadar oturmaz kı.İşimiz var güçümüz var.Sabah
erken kalkacağız.
-Alı dayı: Fenamı oldu gelmişten ,geçmişten anlattınız.
-Ekrem Bey. Sözü uzatmaya ne haçat var. Komşular hayırlı bir iş için sızı rahatsız ettik.
-Musa Kışı:Ne rahatsızlığı a balam.
-Ahmet Dayı: Allahın emreyle,peyganberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz.
Hafif bir sessizlik sardı,koskocaman aşk anayı.Hemen atak dededen geldi.
Musa Dede:Hele sabır edin bizde yakınlarımıza.kıza,kızın kardeşine danak danışsak
bize mühlet verin der.
Oradakilerin israflarına rağmen ertelenir ve çıkar giderler.Kulakları kız evinden gelecek
olumlu haberde. Gelip gitmeden alınganlık yapılmaz.
"Kız, kapısı,gala kapısı"
"Elciğe zeval olmaz."gibi deyimler yerine oturmuş olur.,

Bundan sonra tekrar olay aile meclisine taşınır,aile içinde görüşüldükten sonra,gelin
adayına son defa kararı sorulur.Kız evet ben evleniyorum dediği an mesele bitmiştir.
Tabidirki: Kız tarafı işi rolentiye alır kı,daha
"Kız evi,naz evi.".
"Ağır ol,batman gelsin."sözü bu tür olaylarda bir davranış biçimidir. kıymete binsin diğe.
Bununla ilgili söylenmiş Ataların sözlerde mevcuttur.
Belli zaman dan sonra aracı olan .(çöpğatana)haber iletilir.Çöpçatan damat tarafına tez
elden haberi ulaştılır.Kızın evlenmesini kabul ettiler diye.Bu haber ulaştıktan sora sanki
damat adayının evinde bayram havası hakim olur.Koş-
uşturma başlar şirinlik için alış veriş yapılır.Bu hazırlıklar bittikten sonra ren-dovü günü
gelmiş olur.Damat tarafından şirinliğe geleçek olanlar,temiz ve yeni giyisilerini giyerler.
Tabi ki ilk ziyarette gelenler birde hatrı sayılan saygın şahsiyetler davet edilir.
Gel gelim gelin adayının evindeki hazırlıklıklara.En genel temizliği gözden geçirilir, ikram
hazırlıkları yapılır alış verişler tamamlanır.misafirler beklenmeye başlanır.
Damat adayı tarafı akşama doğru, gelin adayının evine hayırlı iş sonlarndır
maya giderler.
Gelin adayının tarafı saygı ve hürmetle karşılar misafirleri.
Yine olayı dramatize etmede yarar var diye düşünüyorum.
Aktörler aynı aktörler.
Çay, kahve ve yemek ikramından sonra muhabbet başlar.
Ekrem Dayı:Neye sizi irahatsızelledğımızın, sebebinden malumatınız var.
Musa Dede :Ay oğul safa geldin hoş geldin.
Hasan Dayı :Öle döyül ay lele,Allah var eylesin her vağit yeyif,içtiğimiz
öy.
Alı Dayı:Haydı danışın a ezız koağlar, görey bu ehemmiyetti zad nedi.
Ahmet :Hamınızdan üzgaralığı eylerem.Men oğluma(gedeme)Allahın emri peyganber
efendımızin gavlıyla .Mehemet kardaşımın kızını istiyerem.
Ortalığı bir sessizlık alır.O arada.
Musa Dede:Ay oğul Allahın emri varsa ne diyeh.Allah hayırlı eylesin,
Allah bir yas tığda kocasınnar.Hayırlı olsun.
Bu defa odada ses şamarsa aldı başını gider.
Alı Dayı:Ele şadlığınıza şıddiğ eylemeyin hele noldukun.İş kesime gelsin
görey dayanırsınız mi?
Aradan bir fısıltı yayıldı otağın ho0ş havasının içine,
"Harmana giren porsuğ,dirgene dayanar."
Üç,beş kişi bir ağızdan hece doğrudu dediler.
KESİM:Kız tarafının adet ve ananelere göre talep ettiği Başlık,altın,kemer-
yun.V.E.benzeri malzemelerin belirlenmesidir.Tabi kesim konusunda aile içinde
önçeden mutabık kalınmıştır.Bu bilgiler yaşta büyük olan insana verilir
yaşlı insana saygıda kusur işlenmesin diye sözcü yaşlı dedeler veya bir başkası olur.
Söze yine
Ekrem Dayı başlar (damat tarafının sözcüsü) Ay imanına gurvan Musa Dede ,
mende bir oğlunam, eyle elle ki .
"Ne köz yansın,nede kavav."(uygun olanı yap.)
-Musa Dede:"El geçen dereden sende gecersen ,a bala."Der ve başlar.
Kesimde belirlenen değerlerin tamamı alınmaz.
Buarada damat tarafında bir kişi söylenenleri not eder.
1-Başlık senbolık miktarda para.
2- Sallama gümüş kemer.
3-Beşi birli.
4-2.Macar büyük altın.
5-8 Tane cumhuriyet altinı.
6-100 kg yıkanmış yün.v.e.eşyalar..
Hatır gönül pazarlıklar başlar bu davranışlar, renk katar oturuma.
Fazla bulunan eşyalar en alt sevyeye cekilir.Ve şirinlik faslı başlar.
ŞERBET İÇME:Gelinin sözünü aldıktan sonra,şerbet ikram edilir 2.şerbet
damat tarafının temsilcisine verilir.Çünkü:Şerbeti sunan insana bahşiş verilir
buda eski adettendir.Damat tarafına duyrulur haber getirene bahşiş verilir.Ve
gelin görme işlemleri başlar.
YENGE:Gelinin düğününe kadar,geline refakatcılık yapan genç akrabadan olan
bir gelin.
GELİN GÖRME:Şirinlik içildikten sonra geline kırmızı duvakla yengeninrefa
katınada damat tarafına hoş geldin der.İlk odaya girince saygı revansı yapar gelin
ve yengesi(temannah)ederler.Damat tarafından bir kişi gelinin duvağını
açar.Gelinin percemini acan bahşiş verir.
Orda bulunan damat tarafı olanlar geline para takarlar buna gelin görme
denir.Gelin gittikten sonra şirinlik başlar.
ŞİRİNLİK:Gelin nışanlama bittikten sonra.Şeker ve kuru yemişler cinsinden
ikramlar yapılır. Bu malzemeleri damat tarafı getirir.Bunlarla
birlikte yüzük gibi takılar getirilir.
Yüzüğün takılmasyla kuruyemiş ordakılarına ve konu komşuya dağıtılır,
Kız almanın ilk basamağı tamamlanır.
N I Ş A N L I K
NİŞANLILIK:Kız almadan düğüne kadar olan dönem. Bu dönemde belli
aralıklarla gelinin ziyaret edilir.
GELİN GÖRME:Gelinin evine gidilir,bu gidişler geline değişik giyisiler alınır
.Gelinin birinci derecede akrabalarına hediye alınır.Gelini normal zaman-ların dışında
.Zorunlu gelin görme dini bayramlar ve nevruz bayramıdır.
Gelin görmeye örnek olarak Nevruz Bayramını örnekleyerek açıklayalım.
Çünkü:Gelin görmede yapılan işler aynıdır.Bayram çalık denir bayramlıklar.
Çok önemli bir enek not düşmek gerekir. Nevruz bayramı Türk Milletinin en
eski ve tek bayramıdır. Türk Milleti Atalarından kalan mirasa hep sahip çık-mışlar
ve laık olduğu önemi vermişler.
Gelin görme için damat evinde sıkı bir alış veriş başlar.Bu alış veriş için alınaçak
eşyaların listesi günler önce aile meclisinde hazırlanır,
Gelin görmeğe genellikle, bayan ve bay birlikte giderler.10-15gün gelinin
evinde misafir kalırlar.
Listede gelin ne çeşitli giyişsiler alınır,gelinin ailesinin yakınlarına hediye alınır
(Bunlara nemer denilir).
Gelini görmeye gidecekler yola çıkmadan önce gelin evine haber verilir gel
in tarafına hazırlıklar yaparlar. Gelin görmeye gelenler çok iyi bir şekilde karşı-
lanırlar. İzzetin ikramın en mükemmeli yapılır.Yine gelinin yengesi geline refakatcılık
yapar gelinle gelenlerin huzuruna çıkarlar gelin görümlüğü verikir.
artık ikramları gelın yapar,misafirler uyumadan uyumazlardı.
Ertesi gün yine gelin erken uyanır kahvaltı hazırlıkları yapar. Misafirler kalınca su
sabun hazır halde onlara hizmet eder kahvaltı verilir .

Misafirlerin getirdikleri eşyaları(Hurcunu) açmazlar konu komşudan yakın
bayanları davet edilir onların huzurunda açılır.Onlara gelen hediyeler(nemer)
verilir tabi kuruyemişlerle birlikte, gülmeler eğlenmelerle toplantı güler yüzle biter.
Nemer dağıtılanlar gelenleri davet eder en leziz sunular yaparlar bu olayda memnuniyet
çok önemsenmekteler.Gelin görmenin bitimine gelince
gelin elemeği göz nuruyla ördüğü yün çorap ve kazakları hediye olarak dam-
adın evindeki kişi başına birer tane gönderir. Gelin görme geleneği misafirle-
rin gitmesiyle son bulur. Bu gelenek tekrarlanır.
DOSTLAR BU GELENEKLER BİR YIĞIN İNSANI İÇİÇE GETİRİR PAYLAŞMA
NOKTASINDA MUTLU VE HUZURLU KILMAKTADIR.
Düğüne kadar kesimde belirlenen malzemeler hazırlanır.Düğün hazırlığı yapılmaya
başlanır.Düğünlerimiz sonbaharda yapılır.


BAYRAM ÇALIK
Nişanlılık süresinde olan dini bayramlarda gelini görmeye gidilir.Gelin görü-münde
geline çeşitli hediyeler alınır.Bunun dışında ev halkına da küçük hediyeler,ceditli mey
veler alınır.Gelinin yengesine ve komşularına nemer(hediye)alınır.Ancak komşulara
gelen nemere karşılık alınır.Nemer verilen
Komşular gelin görmeye gelenleri davet eder. Gelin görmeye elti(gelinin eşinin kardeş
lerinin hanımları).Bu kon ağlık on, on beş gün sürer.
Gelin görmede olmazsa,olmaz mahalli yemek ketedir.
NOYRUZLUK
Noyruz atalarımızın Orta Asya dan ,Derbentten,Borçalıdan ve göyceliden buyana
şölen ve şenlik yaptığı,tek bayramdır.
Noyruz;Yeni gün anlamındadır.Noyruz ilkbaharın gelişini kutlamak için yapılırdı.Uzun
kardan kıştan kurtulmanın heyacanıyla kutlanır.Ogün en iyi gibisiler giyilir.
Gelinin yanına gidilir.Damatta gider.

DÜĞÜN HAZIRLIKLARI

Düğün hazırlıkları ilk kesimde tespit edilen eşyalar alınır.Daha sonra düğün gününü
belirlemek için, erkek tarafından birkaç kişi kız evine gider.
Artık toyu yapalım derler ve kabul edilir.Ama verecekleriniz var denilir.
Kesim kesilir.
Kesimde gelecek atlı ve komşu sayısına göre yiyecek listesi yapılır.Resmen düğün
Hazırlıkları her iki tarafta başlar.
ERKEK TARAFINDA YAPILAN HAZIRLIKLAR
1.Gelin tarafına verilecek malzemelerin gönderilmesi.
2.Düğüne davet edilen misafirlerin davetiyesi(Toy kağıdı)
3.Düğünün yapılacak mekanın dayanıp döşenmesi,bunun için konudan komşu
dan hatta komşu köyden malzeme toplanır.Düğüne erkek tarafının çevresine göre
davetiye yazılır.(Genellikle düğün mekanı 1000-1500 kişi alacak yer olması gerekir
Çünkü;Düğün bir hafta sürürdü.
4.Bölgenin en iyi 3-5 ozan davet edilir.Davul zurna kiralanır.
5.Misafirlerin ağırlanması için alış veriş yapılır.
6.Damat sağdıcını belirler köy gençler de hazırlıklar yaparlar.
KIZ TARAFINDA YAPILAN HAZIRLIKLAR
1.Artık kız babası evinde misafirdir.Hazırlanan cehizler tamamlanır.
2.Komşular,gelini ve kızın sağdıcını davet ederler.
3.Kız tarafı da yakınlarını düğüne davet ederler.
4.Her iki tarafın köylerinde ki komşularda misafiri en iyi sekil de
ağırlamak için ellerinden geleni yapmaya çalışırlar.
5.Ellerinden geldiğince resmi nikah yapılırdı.
6.Son hazırlıklar gözden geçiril Bölgenin en iyi aşçısı (Aşvaz) getirilirdi her iki
taraf ta aynı işi yapardı.
Düğün günü geldiği gün kız tarafı ve komşular misafirleri
beklerler.
Erkek tarafı kızı almak için gidecek insanlarla kızı almaya
giderler (atlı)gelin tarafı büyük bir törenle karşılarlar misafirler
paylaşırlar. Oğlanın yengesinin kapısı basılır
Bahşiş alınır. Dayanan döşenen yerde âşıklar söyler divan kurulur.
Gecenin bir zamanından sonra gelinin çeyizi liste edilir. Bu
liste şahitler huzurunda yapılır. Muhtarda listeyi onaylardı.
Cerhiz de genellikte elişi göz nuru olurdu.
1.Kafkas motifi hal ve kilimler.
2.Yatak takımları.
3.Derme kilimler, farmaclar (yataklık)
4.Halı yastıklar.
5.Tüy yastıklar.
6.Türk motifli çarşaflar,yatak örtüleri.
7.Kanepece işi.
8.İnce işlemeler.
9.El örme yün kazaklar, yün çoraplar.
10.Mutfak eşyası.
11.Sandık.
12.Geline ait eşyanın tamamı.
13.Kapalı kutu(gelinin ilerde zor hallerinde hak edişleri)meblağ
büyük miktar olur. V.B. eşyalar.
BU EVLLİLİK SÖZLEŞMESİ OLARAK KABUL EDİLİRDİR. Karşılıklı
imzalanılır taraflara verilir yazıyı yazana da hediye olarak kızın
cevizinden bir çift çorap verilir. Çeyiz listesindeki malzemeler ve
ismi saklı tutulan yüksek para miktarı yazılır. Bu tutanakların man
tığı iler ki yıllarda evlilik kurumunda bir sıkıntı olursa kızı mağdur
etmemektir. O belgede yer alan ürünler günün koşulluna göre hes
aplanır bayana taktım edilirdi. Bu belgeye benzer bir düzeltme ülke
mizde 2006 yılında resmileşti. Atalarımız bu işi çoktan halletmiştir.
Sağdıç evinde kızlar eğlenir kına yakılma başlanır. Çeşitli türküler
söylenir ”Kınayı getir ana” “Yüksek tepelere ev yapmasınlar” gibi
durgusal türkülerle ayrılık mesajlar verilir. Sonunda geleneğin biri
de şah kaldırmadır. Şah kaldırma gençlerin çeşitli eğlence ve güreş
ler tutulur bunlara kaynata hediyeler verir. Şah yengeye teslim edilir.
Şahı getirene yenge bahşiş verir.
Artık misafirler komşularca götürülür ellerinden geldiğince ağırlanır.
Hatta toy atlısı gibi ağırlandık diye. Bir deyimde vardır.

ŞAH: Buluna bildiği kadar çeşitli şekerleme ve meyveler sağdıç tarafın
dan alınır . Meyveleri şaha özenle dizilir.
Bu fasıllardan son toy atlısı misafir yerlerine gider. Bir sürü ikramlardan
sonra erkenden gelini almaya toplanır toy atlısı ve komşuluk. Artık cehız
yüklenir evde tatlı bir telaş gelinin başı bezenir, bir taraf neşeli diğer taraf
hüzünlü. Sıra gelinin belini bağlama kardeşin işi bel bağlama bahşişi verilir.
Davul, zurna acıklı parça-lar çalarak anayı ağlatır. Gelin çıkarken kapı basılır,
adettendir at,silah istenir bah-şiş olarak.Artık gelin atlanır.Çevrenin en iyi
binicileri ve en iyi atları papağa git-mek için hazırlanırlar.Müjde yastığını
yengeden alarak damadın evine kim erken ulaşırsa müjde yastığı için bir
bahşiş alır,hem de ünlenirdi. Artık gelin damadın evine yönelmşitir. Yolda
kıyasıya atların yarışı, gelin arabasının önüne koyun sürüsü sürülür eğer
gelin tek elle koçu arabaya alırsa koç gelinin olur, alamazsa
Koçun fiyatı kadar çobana bahşiş verilir.
DÜĞÜNÜN İKİNCİ AYAĞI
Günlerden önce hazırlıklar yapılmış. Attırın toplanacak köyün en geniş
yeri döşenir,davul-zurna hazır,yörenin ünlü ozanları davet edilmiş.Komşu
hazırlık-larını yapmıştır.
Gelin kapıya gelince, kurban kesilir gelinin ayağına tahta kaşık konulur
ve kırar. Damat, sağdıçve arkadaşları gelinin içeri gireceği kapının bacasında bek
lerler gelin evin eşiğinden içeri girince damat elmayı gelinin kafasına. Meyveyi
Çocuklara atar, ondan sonra gençler damadı ve sağdıcı iter kalkar şakalaşırlar.
Misafirleri karşılamak için komşu sıraya geçer adata bir birleriyle yarışırlar mı-
safir kabul etmek için Misafir olarak kabul ettikleri insanların kırbacını, atkısını,
tespihini alırlar. Eğer bu eşyalardan birini vermezlerse misafirliği kabul etmiyor
anlamına gelir.
Köy gençleri hizmeti üslenir. Atlıyı karşılar ve düğün mekânına alınır. Âşıklar
ortada çalıp çağırır.
—Gelen misafir Aşk olsun âşık.
—Aşkı çemalın olsun der âşık. Yerine oturur hemen çay verilir.
Bu tavır sürer gider.
Âşıklar da boş durmaz. Met etmeler başlar. Örnekler. Sözlü edebiyat bölü-
münde sunulacaktır…
Davul zurna gençlerin eğlenmeleri için çalar. Yallılar çekilir, barlar tutulur, tek
oyunlar oynanır. Davulcuda şavaş söyler tümen şavaş, gel yavaş yavaş der ismini
söyledikleri insanlardan bahşişini alır(sözlü kültür bölümünde anlatılacak)
Bu eğlence misafirlerin dağılmasına kadar sürer, gelin görmeyle biter.
Misafirperverlikle, komşu ağırlarlar. Akşam yemeği için hazırlıklar yarılır.
Havlular, çatal, kaşıkları hazırlar misafirin toy öyünde yemek için hazıklar yapılır.
Atışmalar yapılır aşıklar arasında yarenlikler biter.Sıra yığa mata gelir.
ÇOK ÖNEM VERİLEN KONU YIĞAMATTA HİÇ BİR KİMSE BİR BİRİNDEN FAZLA
SİNİYE ATAMAZ ATILIRSA HAKARET SAYILIR. ÇÜNKÜ; HİÇ BİR ŞAHIS BİRİLERİNİN
ÜZERİNE ÇIKAMAZ.BU ONURLU OLMANIN NİTELİĞİ SAYILIR.ZENGİN FAKİR FAR
K ETMEZ.
Yığa matı sayılan sevilen kişi yapar. Yığa matın belli miktarı vardır. Oda bir önce
ki düğünlerden olan miktardır.
Yığa matın başlaması sini(para toplanan tepsi .tepsiye de kırmızı bir vala serilir)
mecliste en yaşlı şahısın önüne konulur,verilen para yüksek sesle söylenir ve devam
edilir her para verilişte bereket versin denilir. Para toplandık-tan sonra düğün sahibi,
orta yere çıkarak ATTIYA KÖYLÜYE ALLAH BEREKET VERSİN DER. Hemen yemek
verme başlar. Yemekten sonra gelin görecekler başka yere alınır.Gelin yüzü duvaklı
gelir,Gelinin yengesi,damadın yengesi birde gelin o insanlara temenna alır,Damadın
yakının biri gelinin duvağını acar tabi ki bununda bir bedeli vardır.Diğerleri de geline
bahşiş verirler.Aşıkta son sözlerini söyler, lambalarda gaz kalmadı,aşıklarda söz
kalmadı yatmanın zamanı geldi der düğünü bitirir.
Artık misafirler ağırlanır. DÜĞÜN SONA ERMİŞTİR.

cildirlikarapapak

KONUK DEFTERİNE GİRİŞ

zoom

zoom

zoom

zoom